Oxford'daN Koccamaannnnnn bir MERHABAAAA!!11 nisan c.tesi günü Oxford'a yerleştim.
Jamaikalı bir aile birlikte kaliyorum. Rosalind (kısaca rose) ve oğlu Richard!
Ev, klasik victorian evlerinden.. Ust katta, bana yetebilecek bir odam var..
Çift kişilik yatağım, dolabım, çalışma masam ve ufak lcd tv ile birlikte mutlu bir hayat sürüyorum.. Günler çabuk geçmeye başladı. Oxford, sakin ve kaliteli bir şehir. Ziyaretime gelmeyi düşünen varsa Kidlington'dayım.. (:
Geçen sene Londra'da kalmıştım bir süre.. Londra, herkesin bildiği gibi oldukça kozmopolit bir şehir. Hareketli, eğlenceli, alternatifi çok ama bir o kadar da tehlikeli. Londra'dan sonra oldukça hoşuma gitti. Sakin bir hayat yaşıyor herkes, stressiz ve huzurlu..Oxford gerçekten beklentimin çok çok üstünde bir şehir çıktı. Ne bekliyorsam artık!!
İlk geldiğim zaman İstanbul çocuğu olarak pek bi sakin gelmişti, ama sonrasında nasıl olduysa yavaş yavaş kanıma işledi, sakinliği, kalitesi, huzuru.. Koskocaman parkları (hoş ingilterenin her yeri park ama), üniversite mekanları, trafiksiz yolları, kalabalık olmayan sakin caddeler.. (except summer time)
Sonraaa, çok kaliteli..
Oxford Universitesi başlı başına yetiyor zaten.
Şehir tamamiyle kendine bir uğraş adamış insanlarla dolu. Herkes okuyor, en beğendiğim ve sevdiğim yanı bu oldu. Boş insana rastlamak çok az.. e durum böyle olunca, insan kendini daha bir güvende hissediyor..
En en nelerini sevdin derseniz -ki diyen yok, söyle sıralayabilirim..
sessiz caddelerini,
güler yüzlü, sürekli selamlaşan insanlarını,
üniversite parkını (oxford diye belirtmeme gerek yok değil mi?),
jericho'yu (en beğendiğim yerleşim alanı),
kiliselerini,
publarını ( head of the river, favorimdir),
living room'u (favori night club),
high street'teki shopları,
summer town'daki jazz gecelerini ( Joe's pub)...
Sanıyorum ben herşeyini sevmişim Oxford'un!
Bakalım beni neler bekliyor olacak bu şehirde??

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder