29 Eylül 2009 Salı

Grip ama Gerçek!

Yahu tam diğer hastalığım bitti, 13 gün evde yattım borcum bitti derken, araya bayram girdi, hoppidik 2 gün gezdim, arkasından bu sefer de grip oldum. Nasıl ve nerden kaptım bilmiyorum. İhtimaller arasında Bebek sahildeki kahvaltı ve akşamında hafiften estiren rüzgarda Asmalı'da edilen sohbet geliyor.. İş hayatına da perşembe günü adımımı atacaktım ama bugün aradılar, sizi pazartesi günü bekliyoruz dediler, grip olduğumu anladılar mı nedir, neyse efendim, benim için çok daha iyi oldu. Hem perşembe günü işe başlanır mı diye söylenip duruyordum, hoş bu yıl okullar da perşembe günü açıldı gariptir ki..Sanıyorum trafik probleminden dolayı.. yıllardır akıllarına gelmedi, bu yıl dank etti heralde.. İşe pazartesi başlayacağımı öğrenince, yaa dedim önceden bilseydim tatile giderdim, sonra dedim nereye gidiyorum, yan odaya zor gidiyorum hasta hasta..
aa bu arada istanbul büyükşehir belediye tiyatrolarıyla, devlet tiyatroları 2009-2010 sezonunu açıyor 2 gün sonra. Bu vesileyle ben de sezonu açacağım kısmetse.. Perşembe tiyatro, cuma da benim malezya çakması çinli arkadaşlar gelecek.. biraz hayatım renklensin yahu.. ne böyle, soruyorlar napıyosun diye, hergün aynı cevap.. evdeyim, tv izliyorum.. hem de her sabah zuhal topalla desti izdivaçı izliyorum.. önceden esra erol mu ne vardı, aman allahım akıllara zarar, hidayetten daha fena oynamıyor ama en az onun kadar vardı.. n'olduysa değiştirmişler onu.. şimdilerde zuhal topal revaçta.. bu arada diyeceksiniz, sen nerden biliyorsun esra erol'u çalışmıyor muydun diye, çalışıyordum da, bu program çok tuttuğundan mıdır nedir c.tesi günleri de vardı, ordan biliyorum..
yauw bu arada bunca yazıyorum da, kaç kişi okuyo acaba, şu google analytics raporlarına bakıcam, nedir ziyaretçi durumları felan.. okunuyorum da, haberim mi yok.. bu arada takipçim olan "iklim"e de burdan sevgilerimi sunuyorum.. yoka kardeş askerde, kendi derdinde de sen nerdesinn iklimim..?
arada bir ses versen de bilsem, ordasın en azından okuyorsun..

neyse hadi ben kaçar, malum hastayım, johnny depp'in de hastasıyım.. nerden geldiyse aklıma..

26 Eylül 2009 Cumartesi

Bebek!

Eğer aranızda iş bulmakta zorlanan varsa ya da benim gibi işe yakın zamanda başlayacaksanız ve boş zamanınız varsa ya da hafta içi bir şekilde kendinize boş zamanınız kaldıysa, veee bu zamanınızı nasıl değerlendireceğinize karar veremeyip kara kara düşünüyorsanız buyrun bugün benim neler yaptığıma bir göz atın bakın, belki hoşunuza gider..

Sevdiğim ve eğlenceli bulduğum arkadaşımın senelik izni olması münasebetiyle Bebek'te sabah kahvaltısı yapmaya karar verdik. Saat itibariyle biraz brunch gibi olsa da, sahildeki bebek kahvehanesinde güzelce menemenlerimizi, kaşarlı simit eşliğinde yedik. Yan masada kafasındaki feshiyle oturan Mustafa Altıoklar pek bir rüküştü söylemeden edemeyeceğim. Neyse efendim, sohbetimizi ettik, dedikodularımızı yaptık ve hesabı istedik. Hesap konusunda kafasına göre takılan garson amcamız, dükkanın kirasını bizden almaya kalksa da güzel bir şekilde hallettik. :) Sonrasında yediklerimizi sindirelim derken sahilden kaptırdık, Oba'ya kadar gitmişiz. Haliyle yorulduk, sonrasında
her ne kadar biletlerin bitmiş olduğunu bilsek de Taksim Aksanat'taki oyuna gitmek için şansımızı denedik, ama ne çare Kasım ayına kadar yer yokmuş.. Uzun zamandır İstanbul'dan bihaber olduğum için, "küçük beyoğlu"nu duymama rağmen gitmemiştim, şöyle bir bakalım dedik, nevizade'nin ziplenmiş hali..çoluk çocuk doluydu..
ee naptık biz de vazgeçilmezimiz Asmalı'ya gittik, "Kafepi"ye oturduk. Aman efendim, ne zor yer bulmak.. 2 kişi başlayan günü, tesadüfler üzerine gelen arkadaşlarla kalabalık olarak bitirdik. Gelecekte olabilecek iş arkadaşım Natali ile tanıştım, pek bir şekermiş.. çok hoş sohbet oldu, güldük eğlendik, e tabi gelene geçene bakmaktan da gözlerim yoruldu.. herkes süslenmiş püslenmiş, takmış takıştırmış gelmiş.. Herneyse, ben sizden bugünden öğrendiklerimi kısaca özetliyim;
  • bebek sahiline hafta içi gidip, huzur bulmak lazımmış
  • asmalıda yer bulmak için saat 7 gibi yer kapmak gerekiyormuş
  • çizme sezonu başlamış
  • avrupada modası geçmiş UGG'lar, hala 199 tl'den satılıyormuş
  • yargıcı inanılmaz bir kreasyonla sezona giriş yapmış
  • terkos girişinde yeni "art" isimli italyan marka ayakkabıcı pek yakında açılıyormuş
  • puma konkur yapmışmış
  • bu yıl home partyler meşhur olacakmış
  • veee hayatta herşey olabiliyormuş ;)

20 Eylül 2009 Pazar

AsmalıM

Seviyorum Asmalı mescit'i.. Lisedeyken de Nevizade'yi severdim.
Büyük bir beyoğlu aşığı olan ben, birkaç yıldır Asmalı'dan çıkmıyorum.
Loş ışıkların aydınlattığı daracık sokakları, dışarıya serpiştirilmiş sandalyeleri, sohbetler, her yerden gelen müzik sesleri, sokağa girer girmez hafiften gelen anason kokusu, kalabalığı... bambaşka bir hava veriyor.. Tamam bu betimlemem Fransız sokağını da andırıyor ama, tırnağı olamaz kanımca Asmalı'nın..

10 günü aşkın süredir hastalık münasebetiyle evde olan ben şeytanın bacağını kırdım ve arkadaşımın doğum günü için, Asmalı'ya Balkon'a gittim. Balkon özellikle yazları terasıyla harika bir yer-di. -di'li geçmiş zaman kullanmamın sebebi 6 aydır gitmiyordum, biraz değişmiş, eskiye nazaran yaş ortalaması düşmüş, pek bi herkesler öğrenmiş canım. Önceden kimsecikler bilmezdi, ben de zaten çok sevdiğim arkadaşlarıma gösterirdim ki çok bilen olmasın diye.. bana n'oluyosa.. Sonracığıma kahvaltısı güzeldir, tavsiye ederim. He bu arada yıllardır orada çalışan Yaşam vardır, pek bi şeker ve sempatiktir efendim, maalesef izindeymiş göremedim kendisini.. Doğum gününde hoş sohbetler oldu. Her telden insan vardı, mimarı, diş hekimi, bankacısı, matbaacısı.. yepyeni insanlar tanıdım. Seviyorum insan tanımayı, her insandan öğrenecek ufak da olsa mutlaka birşey oluyor.

Şimdi bu kadar yazının üzerine, insan birşey çıkacak diye bekliyor ama yok be anacım.. hayatım pek bi monotonlaşmış benim.. Amaa çok yakında hareketli günler beni bekliyor. 1 ekim perşembe günü işe başlıyorum mesela.. Sonraa, işe başladığım günün ertesi günü yani Cuma günü, 3 tane malezya çinlisi çıtır kız geliyor evime.. 3 gece kalacaklar bakalım.. nerden bulucam canım, couchsurfing 'ten tabiki.. 2 tanesi İskoçya'da, diğeri de Londra'da çalışıyormuş. 27-28 yaşlarındalarmış.. Misafir edeceğim kendilerini, bakalım nasıl olacak..

Yarın bayram, neşe doluyor insan..
Ahhhh nerde eski bayramlar diyor veee Herkesin Bayramını sağlıklı, mutlu, huzurlu geçirmesini diliyorum..

16 Eylül 2009 Çarşamba

Thom Yorke..


Sizde Thom Yorke'un imzası var mııııı? Bende varrrr! yaaaa..
hem de Oxford'lardannn.. Aman tamam, pek de umrunuzda değil biliyorum, küçüklüğümdeki gibi kıskandırıkçılık yapayım dedim. Çok hoşuma gitti böyle ilk harfini kocamanca yapması. Cool bi hava vermiş. Bu yaştan sonra imza değiştirilir mi bilmiyorum ama ben de böyle yapıcam.

15 Eylül 2009 Salı

Boyu devrilesiceler..

9 gündür evde olmanın verdiği rehavetle birlikte, oturmuş "bir alışverişkoliğin itirafları" adlı filmi tam da işe başlamadan önce, gardrobumu yenilesem mi düşüncesiyle izliyordum ki birden kapıda tıkırtı sesleri duydum. (tıkır tıkır) Heralde babam geldi, kapının arkasında anahtar var açamıyor diye oflanıp pufflayarak kalktım yerimden.. (off pofff, mıyır mıyırr) Delikten bir baktım, iri yarı esmer bir çocuk. Hiç ses çıkarmadan bekledim. Anahtar deliğine baktı, kapıyı vurdu, zile bastı bekledi. Ben de hiç ses çıkarmadım. Bir kez daha zile bastı, tabi ben delikten izliyorum. Sonra farkettim ki alt katın ilk merdivenlerinde yine onun gibi iri yarı bir çocuk da orda bekliyor. Sonra korktum, zinciri taktım, tabi ses çıktı, "kim o?" dedim. Hede hödö beye bakmıştık dedi, yok öyle birisi dedim, indiler aşağıya. Camdan baktım, biri önce çıktı, diğeri arkadan,ayrı ayrı ilerlediler. Tüm bunlar öğlen 15:30 civarı oluyor. Hayret birşey dedim, önceden soyguncular, gece işe çıkarlardı. Şimdi iyice korkusuz olmuşlar, gündüz vakti kapı yokluyorlar. Hemen 155'i aradım, eşgallerini aldılar telefonda ve 15 dakika sonra polis aracı geldi şöyle bir dolaşıp kendilerini gösterip gittiler. Devir kötü valla, evdeyken kapıyı kilitli tutup, zinciri takmak lazım.
Çok bişey değil, izlediğim filme yanıyorum, yarım kaldı. 9 günün üzerine bi ekşın yaşıcaz dedik, o da yarım kaldı. Onlar gittikten sonra, bir sürü alternatif düşündüm, keşke şöyle yapsaydım, keşke böyle yapsaydım diye ama.. bi dahaki sefere..

* gece gece dayanamadım yazıyım dedim. bu boyu devrilesiceler bize giremedi, birkaç apartman aşağıdaki eve girmişler. Nerden mi biliyorum, bugün arkadaşım, annem ve ben Kadir gecesi münasebetiyle, teravi'ye gittik Sultanahmet Camii'sine.. Namaz kılmayı evet bilmiyorum ama küçüklüğümde halamlarla camileri gezerdik ramazanda, o zaman insanları çok iyi gözlemlerdim, bu sebeple ki kılar gibi yapabiliyorum. Gerçi bugün o kadar kalabalıktı ki Sultanahmet Cami'sinin bahçesinde zor yer bulduk, sadece oturup hocayı dinledik, bu yüzden de kandırıkçılık yapmama gerek kalmadı. İşte dönerken bir baktım polis arabaları var, ahanda dedim hırsızlık oldu kesin.. Nitekim de doğru çıktı.. :( Ne diyim, şu Kadir gecesi gününde, Allah onları bildiği gibi yapsın.. Zaten bugünkü dualarım kabul olursa, offf offff.. Neler olacak neler..

5'te 5!

12 Dev Adamlarımız, Hido'ya rağmen bugün 5. kez galip geldi.
Neden Hido'ya rağmen diyorum, çünkü olmadık yerlerde olmadık paslar verdi, top kaybına sebep oldu. İspanya maçında deli oldum, son dakikada yaptığı geri pas yüzünden maçı kaybediyorduk ki şansa aldık. Hoş zaten tüm maçları bir iki sayı farkla alıyoruz ya hayırlısı bakalım. Ömer Onan'cığım 40 derece ateşlerde yanıyordu en son, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ona burdan, bilirim okur blogumu. Hidayet'e gelince..Neden bu kadar gıcık kaptım ben, sanıyorum bu Turkcell'in 3G reklamlarından dolayı. Her çıkışında saçımı başımı yoluyorum.
Kıvırtarak "netteki hız farkııı" demesi deli ediyo beni. Hele o dans.. Hido'cuğuma da burdan birşeyler demek istiyorum, biliyorum o da okur, takip eder blogumu işi gücü yok ya..
Hido'cum, nerden kimden öğrendiysen o dans etme biçimini, lütfen unut!
Sen çık, sahalarda oyna, turnikeye gir, tamam vereceksen ters pas ver top kaptır, ama n'oluurr şarkı da söyleme, dans da etme, bizi de deli etme! Olur mu anacım. Hadi canım, hadi..
Bir de Turkcell sırf bu 3G için başka bir reklam ajansıyla anlaşmış. Aslında şöyle bir düşününce de tebrik etmek lazım, gıcık mıcık ama sloganı ezberlettiler bir şekilde.

Netteki kız farkı heleloooy,
turkcellin hız farkı...

* bu arada, bugün doktora gittim, 3 ilaçla da geri döndüm, ama iyileşme aşamasındaymışım.
e bi zahmet.
8. günüm, hala ve hala evdeyim. korkarım evde kaldım!!

12 Eylül 2009 Cumartesi

Love is a g@mble!

Bir haftadır evde kös kös oturmanın verdiği sıkıntıyla ne yapacağımı şaşmış durumdayım!
Neyse ki canım arkadaşım film alıp gelmiş, onu izledik. "raydan çıkanlar" *derailed. İzleme konusunda her ne kadar ön yargılı olsam da, ekşisözlükteki olumlu yazılardan ötürü izlemeye değer buldum. Kıstas olarak ekşisözlüğü almamın sebebi, tamamen kolaydacılık. Film fena değil, boş bir zamanda izlenebilir. Herneyse, sonrasında başladım arkadaşımın annesinin aynı zamanda komşumun, geçenlerde kadın erkek ilişkileri üzerine konuşmamızdan sonra verdiği gazete küpürlerine göz gezdirmeye.. Aralarında bir tanesi trajikomik geldi. Aşk, meşk, bu gönül işleri kumardır diyor vee lafı fazla uzatmadan küpürü paylaşıyorum efenim:

Çinli bilginlerin mutluluk için KADINLARA 5 önerisi :

1- Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamanda da iyi bir işi olan ERKEK bulman önemlidir.
2- Esprili, nuktedan ve seni güldürmesini bilen bir ERKEK bulman önemlidir.
3- Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir ERKEK bulman önemlidir.
4- Yatakta iyi olan ve seninle aşk yapmayı seven bir ERKEK bulman önemlidir.
5- Bu dört özelliği tek ERKEKTE bulamayacağın için varmış gibi davranman çok önemlidir.

Çinli bilginlerin mutluluk için ERKEKLERE 5 önerisi :

1- Ev işlerinde ve zor işlerde sana yardım edecek olan, aynı zamanda da iyi bir işi olan KADIN bulman önemlidir.
2- Esprili, nuktedan ve seni güldürmesini bilen bir KADIN bulman önemlidir.

3- Kendisine güvenebileceğin ve sana hiç yalan söylemeyecek bir KADIN bulman önemlidir.

4- Yatakta iyi olan ve seninle aşk yapmayı seven bir KADIN bulman önemlidir.

5- Bu dört KADININ birbirlerini tanımamaları çok önemlidir..

11 Eylül 2009 Cuma

N'oluyor kuzum bana??

Yoğun bir hafta sonunun ardından Pazar günü eve girdim ve Çarşamba günkü iş görüşmeme kadar kendimi eve kapattım. Ardından dün eski şirketteki arkadaşlarımın Sultanahmet gezisine 1 saatliğine uğradım. Bugün, bir odadan bir odaya gidecek halim yok. N'oluyor yahu böyle bana? Zaten şunun şurasında fıldır fıldır gezmek için kalmış 20 günüm! Nazara mı geldim tövbe estağfurullah!

Yeni 1 i$$$!!

3 kez iş görüşmesi yapmam boşa gitmedi neyse ki..
1 Ekim itibariyle yeni işime başlıyorum efenim!

4 Eylül 2009 Cuma

Ben bir Ceviz Ağacıyım GÜLHANE Parkında!

Kulakları çınlasın rahmetli Cem Karaca'nın! Ne güzel söylerdi, ne de güzel eşlik ederdik!
Gülhane denilince aklımda, yıllaaar öncesinin hayvanat bahçesi ve lünaparkı geliyordu geçen seneye kadar. Yolumun pek o taraflara düşmemesi, düşse de merak edip kafamı Gülhane'den içeriye sokmadığımdan, bu
eşsiz güzelliğin farkına çok geç vardım!
Ne istesem, dilesem oluyor son birkaç yıldır. İngiltere'de de Hyde Parkı,
Oxford üniversitesinin parkını gördükçe, ahhh ahh keşke İstanbul'da da böyle şehir içinde, çimlere uzanıp kitap okuyabileceğimiz, sohbet edebileceğimiz, kısacası kafa dinleyeceğimiz büyük parklarımız olsa diyordum. Evet, artık öyle bir yer var. Hem de Yıldız Park'ından daha temiz, daha düzenli, ışıl ışıl.. Üniversite'den sınıf arkadaşımın izninde olması, benim de işsiz olarak boş gezenin boş kalfası olmamdan dolayı, bugün Gülhane Park'ına gittik. Aman pek bir harikaydı. Gitmediyseniz, mutlaka görmelisiniz, çimlere yayılıp çıplak ayakla yürümelisiniz, negatif elektriğinizi boşaltmalısınız, Aşık Veysey ile fotoğraf çekilmelisiniz, Sultanahmet'e yürüyüp, Tarihi Sultanahmet Köftecisinde, köfte yemelisiniz, yönünü kaybetmiş turistlere yardımcı olmalısınız, İstanbul'un tarihi havasını solumalısınız. Hatta ailenizi de bir gün alıp, akıllarında kalan o keşmekeşliği de silmelisiniz.
Neyse çok uzatmıyım, bugün çektiğim birkaç fotoğrafı sizinle paylaşayım.
Bu arada, 3. iş görüşmesi için aradılar, haftaya perşembe büyük patronla görüşme! umarım bu son olur, mecalim kalmadı gari.. :)

*tekrar belirteyim. :) Göreceğiniz fotoğraflar, bir Hyde Park, bir Central Park değildir.
İstanbul Gülhane Park'ına aittir.

2 Eylül 2009 Çarşamba

2 bitti, sıradakiii!















Evet 2. iş görüşmesini de kurucu ortak ile yaptıktan sonra,
kabuğuma çekildim, 3. görüşmeyi bekliyorum. Tabi çağırırlarsa!?..
Ekmek, artık aslanın ağzında değil, midesine inmiş!
E bana da geviş getirtmesini sağlamak kalıyor.
Ha gayret, az kaldı!