25 Ekim 2009 Pazar

Pazartesi Sendromu

Eveet, aylaar aylar sonra tekrar Pazartesi sendromu yaşamaya başladım. Çünkü bildiğiniz üzere çalışma hayatına başladım 3 hafta önce ve ancak bloguma bakabilme fırsatı buldum. Hatta bloguma, facebook'uma, twitter.... bilumum sosyal platformlara.. Hatta hergün maillerini kontrol eden ben, geçen haftadan beri maillerimi okuyorum.

Bu 3 hafta içinde neler oldu neler.. Malezya'lı 3 misafirim geldi CouchSurfing'den..
Sonraa bir arkadaş daha evlendi, Sakarya'lara düğüne gittim.
Herneyse, ben yazımın asıl konusuna, işe geleyim.

Daha önce de bahsetmiştim sanırım, iş yerim teee Rumelihisarı'da! teee dememden bana uzak olduğu anlaşılıyor sanırım. İlk başlarda yol çok yoruyordu beni ama şimdilerde biraz daha alıştım diyebilirim. Gerçi hergün 3-3,5 saatim yolda geçiyor, bu da büyük bir kayıp benim için. Zaman kelimesinin anlamını şimdi daha iyi anlamaya başladım.
İlk gün heyecanı, bu hafta nasıl geçecek derken 3 hafta geçiverdi birden. Ama hakikaten birden geçiverdi, o kadar yoğundu ki zaten bu kadar hızlı geçmese sanırım istifa ederdim lakin onca saat farkına vara vara çalışılmaz.

Ofis, uzak olmasına rağmen güzel, kalabalık ve yoğun.. Bu şekilde hayat nasıl geçer bilemiyorum. Sanki bigün bi bakıcam 5 yıl geçmiş olacak ve bu arada ne yaptığımı anlamıcakmışım gibi geliyor. Bu hayat böyle geçer mi yahu, bişeyler yapmak lazım. Orta okul sınıf arkadaşım, radyo ve tv'de çalıştıktan sonra butik pasta dükkanı açmaya karar vermiş, yakında da açılıyormuş. Peki ya ben? Ben de işe gidip geleyim, nasıl yaşlanacağımı düşüneyim. Yahu ben de istiyorum bu tarz birşey.. Güzel kek de yapıyorum. Tamam henüz sadece kek biliyor olsam da, öğrenirim canım. Şu anda yaptığım işten daha zor ve yorucu değildir heralde. Uffff, herkes bir atılımcılıktır girişimciliktir gidiyor, ben anca ofise ve eve giriyorum.

Farklı birşeyler yapmak lazım ama ne? Fikri olup da söylemeyen...!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder