1 Kasım 2009 Pazar

Malezya Çinli'leri...

Bu bayrağın hangi ülkeye ait olduğunu tahmin edin bakalım.. Bilene bir sıkımlık diş macunu.. Tamam tamam baymıyorum sizleri ve söylüyorum, Malezya!

Bir aralar bahsetmiş olmalıyım, bahsetmediysem de ayıp etmişim, CouchSurfing'den ilk misafirlerimi aldım. 3 Malezya Çinlisi arkadaş! 2 tanesi İskoçya'dan, 1 tanesi de Londra'dan geldi, Türkiye'de buluştular. 3'ü de arkadaşlar.. Amaçları, evlenmeden önce gezebildikleri kadar gezmek!

Cuma akşam üzeri meraklı bekleyiş sona erdi. 3 çıtır pıtırcık geldiler, yerleştiler, yemek yedik birlikte. Yorgun oldukları için çok fazla sohbet edemedik, duş alıp yattılar. Ertesi günler onlara hazırladığım İstanbul turuna başladılar.. Neyse uzatmadan toplamda 4 gece 5 gün kaldılar.

İlk günler anlamasam da, son günlere yaklaştığımızda garip duygular hissettiğimi anladım. Evimde 3 adet daha önce hiç görmediğim ve belki de hayatımda tekrar göremeyeceğim 3 kişiyi ağırladım, hem de hiçbir karşılık beklemeden. Garip gelmesinin sebebi, yozlaşmış olan bu hayatta, nasıl ki karşılıksız ve çıkarsız birilerini eve almam değil, nasıl ki bunca tanımadığım 3 kişiye karşı duygusal bağ kurabilmemdi. Yaşları 27-28 olan, fakat günümüzde yeni nesil olarak tabir ettiğimiz 17-18 yaşlarındaki teenage grubundan daha saf ve çocuklardı.

Her ne kadar Malezya hakkında az çok bilgim olsa da duyduklarım karşısında oldukça şaşırdım.
Mutfakta bulaşık makinesini gördüklerindeki şaşkınlıkları öyle tuhafıma gitmişti ki, acaba bir gariplik mi var diye düşünmüştüm. Sonradan işin aslını öğrenince, şaşırma sırası bana geldi. Malezya'da sadece ünlülerin ve zenginlerin evinde bulaşık makinesi olduğunu biliyor muydunuz?
Veya restaurantlarda.. Sabah kahvaltılarında yağ ekmek yenildiğini, müslüman olan herkesin -çocuk, yaşlı ve hastalar hariç, oruç tutmak zorunda olduklarını, aksi takdirde cezaya maruz kaldıklarını. Sevgililerin el ele yürüyemediklerini, yürüdükleri takdirde kırbaç cezası olduğunu..

Yıllardır sıradan bulduğum evimi, harika bir malikane gibi görmeleri, bu dünyadaki farklı hayatları çok sert bir şekilde yüzüme vurdu..

Tek çocuk olmamdan ötürü kardeşlik duygusunu 5 gün de olsa tattım. Son gün, yıllar öncesine geri döndüm ve hatıra yazdırdım günlüğüme.. Sanıyorum en son ilkokuldaydı kokulu hatıra defterine yazı yazdırmak.. Pazartesi ilk iş günümdü, Çin'de uğur getirmesi için kırmızı zarf içinde kart verilirmiş, bana da hazırlamışlar yeni işim için..

Aslında bana 5 günde o kadar çok şey hissettirdiler ve bazı gerçekleri tokat gibi yüze vurmak derler ya o şekilde gösterdiler ki, bakış açımı çok farklı yöne çevirdiler...

Bir daha nerde ve ne zaman görüşebiliriz bilmiyorum ama sizleri şimdiden çok özledim;
Mei, Joelle ve Agness..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder